Avrupa’da Orta Çağ’da gelişen Batı simyası Eski Mısır ve Mezopotamya’daki uygulamalardan etkilenmiştir. Aslında değersiz metalleri altın ya da gümüşe dönüştürme çalışması olan simyanın onunla uğraşanlar için derin bir sembolik anlamı da vardır: bir metali altına dönüştürmek saf olmayan bir şeyi saf bir şey haline getirmek demek olacaktır. Bu şekliyle, simyacı için cehaletten aydınlanmaya giden spiritüel bir yolculuktur.
Simyacının altın arayışı spiritüaliteye duyduğu arzunun sembolüydü. Bunu başarmak için simyacının “felsefe taşı” olarak adlandırılanı bulması gerekiyordu. Gerçek bir taş ya da kuru, kırmızı bir toz olsun bu maddenin çeşitli mistik niteliklere sahip ve adi metali altına çevirme sürecinin parçası olduğu söyleniyordu. Adı bazen de “gençlik iksiri” olarak geçen felsefe taşı saflık ve ölümsüzlük anlamına gelir, simyacının “Büyük Eseri” onunla sonuçlanacaktır.
Simyacılar bazı simya sembolleri için Güneş ve Ay gibi göksel işaretler kullanırlardı. Ancak Orta Çağ boyunca zulme uğrama korkusuyla bilgilerini kayda geçirmek ve iletmede kendi karmaşık dağarcıklarını oluşturmuşlardır. Bu gizlilik yüzünden simya yapılmış bazı bilimsel keşiflere gölge düşüren sahtekarlık ve dolandırıcılıkla özdeşleştirilmiştir.
-Opus Medico Chymicum: Opus Medico Chymicum’dan (1618) alınan bu illüstrasyonda, kral, kraliçe, Ay, aslan, phoenix (Zümrüdüanka) gibi diğer simya sembollerinin yanı sıra dört element (toprak, su, hava ve ateş) de görülüyor.
Simyacıların, mikrokozmos adı verilen insan ile makrokozmos adı verilen çevre dünyası arasındaki ilişkiyi tanımlama çabalarının en ünlü tasvirlerinden biri, simyacı ve ilahiyatçı Johann-Daniel Mylius tarafından yapılan “Opus Medico-chymicum” gravürüdür. (1583-1642 civarı).

Fotoğraf: Charles Walker/Topfoto/Ritzau Fotoğrafı.
-Felsefe Taşı: Bu karmaşık sembol felsefe taşını temsil eder ve simya ile ilgili bir dizi temel ilkeyi içerir: üç ilahi maddeyi (tuz, kükürt ve civa) ifade eden üçgen, dört elementi simgeleyen dörtgen, çember “her şey birdir” felsefi kavramının sembolüdür.

-Süleyman Mührü: Süleyman mührü başta Yahudilik, çeşitli inançlarda yer verilen altı köşeli yıldızdır. Ateş ve su sembolleri ile bir araya getirildiğinde zıtlığın birliği ve simyasal nihai dönüşüm anlamını taşır.

-Güneş ve Ay Sembolleri: Altını ifade etmek için kullanılan Güneş simyacılar için kusursuzluğun işaretiydi. Merkezindeki nokta “Büyük Eserin” tamamlanmasını ifade eder. Gümüş temsili olarak kullanılan ve “Küçük Eser” adı verilen Ay ise sezgi, verimlilik ve Güneşin ruhuna karşılık bedeni temsil eder.

-Toprak Sembolü: Simyada dört elementten biri olan toprak sürecin kuru ve soğuk bölümünü temsil eder. Doğum ve yaratılış simgesidir ve bakır madeni ile özdeşleşmiştir.

-Su Sembolü: Simyadaki dört elementten ikincisi olan su sürecin soğuk ve nemli aşamalarını temsil eder. Arınma sürecinin simgesidir ve kalay madeni ile ilişkilendirilmiştir.

-Hava Sembolü: Simyanın dört elementinin üçüncüsü olan hava sürecin sıcak ve nemli evrelerini temsil eder. Yaşam Soluğu simgesidir ve demir madeni ile özdeşleşmiştir.

-Ateş Sembolü: Simyadaki dört elementin sonuncusu olan ateş sürecin sıcak ve kuru kısmını temsil eder. Kurşun madeni ile ilişkilendirilmiştir ve nihai dönüşümün simgesidir.

-Kükürt Sembolü: Kükürt temel maddeyi oluşturan üç ilahi Özdek’ten biridir. Kuru, ateşsi gücü civanın akışkanlığıyla tepkimeye girer ve daha yüksek bir spiritüaliteye erişme arzusunun sembolüdür. Kükürt kimi zaman da civanın dişi niteliklerine karşılık eril niteliklerle ilişkili görülürdü.

-Civa Sembolü: Tuz ve kükürtle birlikte cıva üç ilahi Özdek’ten biridir. Akışkanlığı adi metalden altına geçişi temsil eder ve ruhsal olanla maddesel olan arasındaki birliğin simgesidir.

Simyada her biri kendi sembolik anlamını taşıyan çeşitli hayvanlar karşımıza çıkar. Örneğin dört element kartal (hava), aslan (toprak), balık (su), ve ejderle (ateş) temsil edilir. Hayvanlar, simyanın karartma (karga ya da kuzgun) ile başlayıp nihai ürünle (phoenix) sona eren süreçlerinin ifadesinde de kullanılır.
-Phoenix (Zümrüdüanka): Alevlerde can vermeden önce yumurtalarını küle bırakan Phoenix simya sürecinin son aşamasını, altına dönüşüm ve felsefi kusursuzluğu simgeler.

-Ouroboros: Çember oluşturan Ouroboros kuyruğunu yutan yılandır. Bu şekilde de süreklilik ve ölümsüzlük kadar “bir tümdür” simya ilkesini de simgeler.

-Eskülap: Civa ve kükürdün simgelediği zıtların birliği anlamına gelen Caduceus asası dönüşümün gücünü temsil ederken kanatlar da sürecin ortaya çıkardığı dengenin sembolüdür.

-Kartal: Adi metalin altına dönüşümünü, dolayısıyla saf olmayanın ölümüyle saf olanın doğumunu simgeleyen kartal açık kanatlarıyla aslanın toprak ve kükürdüne karşılık hava ve civayı temsil eder.

-Yeşil Aslan: Pek çok simya sürecinde kullanılan son derece aşındırıcı bir sıvı olan sülfürik asidi temsil eden yeşil renkli aslan burada Güneşi (simya sürecinin nihai ürünü altının sembolü) yutarken görülüyor.

*Daha fazlası için lütfen kitabı okuyunuz.
Görsel Kaynak: Uzay Maymunu – Güneş Yiyen Yeşil Aslan
