Tarih boyu her toplum ve kültür hedeflerini mimari ile dışarı vurmuştur. İmparatorluğun gücünü temsil eden eski Yunan ve Roma yapılarından, görkemli Gotik katedral kemer ve kuleleri ile iletilen göksel sembolizmine kadar tüm eserler; mimarların tasarımlarını evrensel bir görsel dil oluşturacak şekilde biçimlendirmelerdir. Farklı biçimde yapılar farklı sembolik fikirleri temsil eder. Gökdelenler statü ve başarı simgesi olabilirken, çevre bilinci gözeten yapılar da bizim doğa ve doğal biçimlere yakınlığımızı gösterir.
Köprüler sembolik olarak dünyevi ve uhrevi âlemler arasındaki iletişimi olduğu kadar bir varlık halinden diğerine geçişi de temsil edebilirler. Bununla birlikte bir köprü, özel tasarımı dolayısıyla, imgelememizde bir yerin -bazen bütün bir ülkenin işareti haline de gelebilir.
-Bir Kentin İkonu: Debdebeli, bununla birlikte işlevsel de olan Londra Köprüsü Viktorya Döneminin buhar gücüne dayalı mühendislik başarısıydı, bugünse Birleşik Krallık başkentinin turistik bir nişanı.

-Ulusal Gururun Gözbebeği: 1932’de tamamlanan Sydney Liman Köprüsü çağdaş bir özgürlük ve fırsatlar ülkesi temsili olarak Sydney ve Avustralya’nın kendisinin sembolik bir imgesi.

Yapı tasarımında planları, yükseltilerinde olsun bezemelerinde olsun, kullanılan kimi biçimler bize anında bir şey çağrıştırır. Böylece alçak binalar biçimlerinde “kucaklayıcı” ve dişiyken yüksek yapılar eril bir biçimde “dikilir.” Eğimli yüzeylerin kullanıldığı dişi yapılar rahmin güvenliğini de simgeler.
-Kale: Doğu Sussex’teki Bodiam Kalesi gibi kaleler bir vakitler savaş dönemlerinde asillerle serflerinin güvenliğini sağlarlardı. Hendekle çevrili bu yapıların dişi koruyuculuk ve besleyicilik sembolizmi çok güçlüdür, bununla birlikte kale güç ve kuvvet simgesi olarak kalmıştır.

-Amfitiyatro: Roma mimarisinin en büyük eserlerinden biri olan Roma’daki Colosseum (Kolezyum), imparatorluk ve gücün etkili bir simgesi ve günümüzde İtalya’nın “Ebedi Kenti’nin” önemli bir nişanıdır. Eliptik biçiminin dişi, koruyucu bir sembolizmi vardır ve rahim benzeri bir sarıp sarmalayıcılık çağrıştırır.

Kule gücü, fallik çağrışımıyla da eril üstünlüğü simgeler. Orta Çağ sivri otlu kulelerinden çağdaş gökdelenlere insanlar (ve uluslar) dik, delici yükseltilerle egemenliklerini ifadeye gayret etmiştir. Bir ulusun yenilmezlik duygusuna indirilen darbenin en sembolik örneği New York Dünya Ticaret Merkezi’ne 11 Eylül 2001’de yapılan feci terörist saldırı olmuştur.
-Gökdelen: New York’un 1931 tarihli Empire State Building’i 40 yıl boyunca dünyanın en yüksek binasıydı. Bugün Art Deko tarzı bu ikon, sınırsız Amerikan azmi ve kendine inancın gururlu eril bir sembolü olmayı sürdürmekte.

-Deniz Feneri: Hakikat ışığını temsil eden ve eril bereketin sembolü olan deniz feneri, ruhun inanca çekilmesi misali gemilere güvenli yolu aydınlatmasından ötürü İsa öğretilerini de simgeler.

-Taipei Kulesi: Dünyanın en yüksek yapılarından olan “Taipei 101”in tasarımı Çin pagodalarıyla bambu gövdesinden esinler taşır. Kule böylece Tayvan’ın kültür tarihleriyle 21. yy. hedeflerini yansıtmaktadır.

Çoğu yapı hem eril hem dişil sinyaller gönderir. Tibet’teki Potala Sarayı bodhisattva Avalokiteşvara’ya adanmıştır ve eril ile dişil biçimler içerir. Londra’nın geniş kapsamlı O2 Arenası ve sanatın besleyici iliğini çağrıştıran bir kubbe hem eril hem dişil olabilir.
-Saray: Lhasa’daki Potala Sarayı (1645 – 1695) Tibet ve Tibet Budizm’inin sembolüdür. Tibet’in ruhani önderleri Dalai Lama’lara bir vakitler ev sahipliği yapardı. Yüksek bir sırtta dikilen görkemli kırmızı, beyaz ve altın rengi saray etkileyici bir görünüm sunar.

-Kubbe: İlkçağ’daki benzerleri gibi Londra’nın O2 Arena’sı da kozmik çatı temsilidir. Rönesans’tan itibaren bir güç sembolü olarak yönetim binalarına kubbe eklendi.

Mimarlar yapıları hem işlevsel hem de estetik olmalarını hedefleyerek tasarlasa da çoğu insan için bir evi oluşturan unsurlar bütünüyle kullanım kolaylığına dayalıdır. Doğu’da bir yapının ahengi ve yönelişi doğrudan kişinin spiritüel esenliği ile ilişkilidir. Pek çok çağdaş batı yapısında da başvurulan Eski Çin uygulaması Feng Shui mekan ve içindeki objelerin yerleştirilmesini kötü ruhlar ve talihsizliği savuşturacak şekilde en iyi hale getirir.
-Pencere: Tıpkı gözün “ruhun penceresine” benzetildiği gibi pencere de öteden beri “ruhun gözü” olarak görülür. Pencereler hakikat ışığını içeri geçirir. Vitray pencereler bunu açık bir sembolizmle yaparak cehalet karanlığını aydınlatır.

-Balkon: Hem dışarıda hem de binanın parçası olan balkon kısmen örtücü kısmen de açık edici olmasından ötürü değişkenlik ve gizem simgesidir. Tarihsel olarak balkonlar “destek” ve ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sembolü olmuşlardır.

-Sütun: Sütun yer ile göğün birleşimini temsil eder ve çoğunlukla bu bağlantıyı vurgular biçimde bezenir. İslam’ın her Müslümanın yerine getirmesi gereken beş şartını, “Beş Sütun” deyişi temsil eder.

-Merdivenler: Merdiven aydınlanma ve bilgiye giden spiritüel yoldaki basamakları temsil eder. Aynı şekilde karanlık ve cehalete doğru inişin de simgesi olabilir. Başı ve sonu görünmeyen bir döner merdivense gizem sembolüdür.

-Baca: Ocaktan baca yoluyla çıkan duman kapalı bir yerden kaçış ve dünyevi bir halden cennete doğru kurtuluşu temsil eder. Önceleri, bacadan inen Noel Baba’ya cennetten armağanlarını sunan ilahi otoritenin bir sembolü olarak bakılıyordu. Baca ve baca temizliği şansın da simgesidir.

-Kubbe: İlk Çağ’dan beri ve çeşitli kültür ve dinler boyunca kubbe Cennet çatısı ve tanrılar âlemini temsil etmiştir. Çoğu kilise ve tapınağın kubbe içlerinin yıldızlar ve diğer göksel cisim motifleri ile bezenmesini nedeni de budur.

-Kemer: Kemerli bir geçit bir varlık halinden diğerine geçişi simgeler. İnisiyasyon törenlerinde kemer altından geçen kişi sembolik olarak yeniden doğar. St. Louis Gateway Arch, tarihi Amerikan Batı’sına geçişin sembolüdür.

-Duvara Bitişik Sütun: Tapınak veya kilise girişlerindeki lento ve duvara bitişik sütunlar çoğunlukla koruyucu kutsal varlık oymalarıyla bezenir. İçeri girenlere iyi talih getirecek semboller taşırlar. Doğu ülkelerinde Lotus popüler bir motiftir.

-Koridor: Hem gerçekte hem de mecazi olarak koridor başka kapı ve geçitlere bağlanan bir geçiş yeridir. Bu şekilde de kişinin önüne spiritüel ya da başka türlü birkaç “kapının” açıldığı seçim anını simgeler.

-Tavan Arası: Çatı altına sığdırılan tavan arası çoğunlukla evin eski oyuncaklar ve hatıralarla dolu deposudur. Sembolik olarak arayana açılacak yarı anımsanan ya da unutulmuş gerçekleri temsil eder.

-Çatı: Dişi, koruyucu prensibin temsili çatı, yapıyı kötü güçlerden korur. Aynı zamanda Cenneti simgeleyen, kutsal yapılarda bu simgenin tanrılar, melekler ve koruyucu gücünü arttırmak üzere çoğu zaman onlara eklenen gargoyle’lerle tasvir edildiği kutsal bir alandır.

Her kültürde yüzler ya da binlerce yıllık bir tapım ile kutsallık atfedilmiş yerler vardır. Bu, tapınak ve piramitler gibi insan elinden çıkma ya da ırmaklar, kaya ve ağaçlar gibi doğal olabilir. İster dinsel ister folklorik anlamla yüklü olsun, dünya halkın bilincine işlemiş ve kendi yollarından kültürlerinin sembolleri haline gelmiş kutsal yerlerle doludur.
-Kabe: Mekke’deki Mescid-i Haram’da bulunan Kabe adlı kübik yapı İslam dininde merkezi bir rol oynar. Durumu elveren Müslümanlar ömürlerinde bir kez hacca giderler. Hacılar Hz. Muhammed’in Göğe yedi kat yükselişini simgeler bir hareketle Kabe’yi yedi kez tavaf ederler.

-Roma St. Peter Kilisesi: Aziz Peter 64 yılında şehit edildi. 300 yıl sonra romanın ilk Hristiyan imparatoru olan Konstantin burada onun adına bir kilise yaptırdı. Bugün Vatikan’daki St. Peter Bazilikası Roma Katolik Kilisesi’nin merkezidir.

-Kutsal Mezar Kilisesi: Yeryüzündeki en kutsal yerlerden biri de İsa’nın mezarı olduğu düşünülen yerdir. Kudüs’teki kutsal mezar kilisesindeki küçük Şapel’in Hristiyanların bu en kutsal yerini işaretlediğine inanılır.

-Mescid-i Aksa (Burcu Özkurt tarafından eklenmiştir):Hz. Muhammed’in ölümünden yaklaşık 60 yıl sonra, Emevi halifesi Abdülmelik b. Mervan tarafından 687-691 yılları arasında yaptırılmış olan ve Müslümanlarca kutsal kabul edilen Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ilk kıblesi olduğuna inanılır. Kudüs’ün doğusundaki Eski Şehir bölgesinde; Tapınaklar Tepesi (Morya) olarak bilinen alandadır. Bu alanın yüz ölçümü yaklaşık 144 dönüm olup sayısı iki yüze ulaşan birçok esere sahiplik etmektedir.

-Chalma: Kolomb öncesi dönemin kutsal mağara yerleşimi Chalma (Meksika) şifa arayan yerli kabilelerce kullanılırdı. Yer ve ritüel 1530’larda buraya bir hac kilisesi kuran İspanyol yerleşimciler tarafından benimsendi ve uyarlandı. O vakitlerden bu yana Kraliyet Manastır ve Kilisesi hacıların devaya da işitilen dualarına şükran sunmak için geldiği bir Hristiyan kutsal yeri olarak kaldı.

-Jasna Gora: Polonya’daki Jasna Gora manastırı dünyanın en büyük Katolik hac yerlerinden biri Polonyalılar için ülkeleri ile dinlerinin sembolüdür. Czestochowa Meryem’i (Kara Madonna) ikonası da buradadır.

-Varanasi: Ganj kıyısındaki Varanasi Hindistan’da çok önemli bir hac yeri ve Hindu’ların gözünde ölüp yakılacakları en kutsal yerdir. Ganj Nehri tanrı bilincini, dolayısıyla ölümsüzlüğü simgeler.

-Bodh Gaya: Buda Aydınlanışının sembolü olan Hindistan, Bihar yakınlarındaki Bodh Gaya Budistler için kutsaldır. Budanın aydınlanmaya erdiği Bodhi ağacından gelme olduğu söylenen ağacın yanında Mahabodhi Taınağı yer alır.

-Theotihuacan: Meksika’daki Astek Şehir kompleksi Theotihuacan Güneş Piramidine ev sahipliği yapar. Yağmur tanrısı ile tüylü yılan tanrı Quetzalcoat’ın pek çok imgesinin bulunduğu çok sayıda sembol oyularak işlenmiştir.

-Delfi: Yunanistan’da Parnassos Dağı’nın güneybatısında bulunan eski Akdeniz uygarlığının gizemli kehanet merkezi Delfi efsanelerle yüklüdür. Burada Ana Tanrıça Gaia ile Yunan tanrısı Apollo’nun mabedi vardır. Parnassos Dağı Yunan efsanesindeki Musaların (Müz) kutsal yeridir.

-Büyük Piramit: Firavunu koruyan devasa bir mezar olmanın çok ötesinde Büyük Piramit Eski Mısır kralının gökteki Güneş tanrıya kavuşacağı dev kapıyı temsil etmiş olabilir.

-Stonehenge: İ.Ö. 2000 civarında inşa edilen Stonehenge, kozmik bir hesap makinesi olarak kullanılmış olabilir. Eski topluluklar Güneş ve Ay’ı kutsal varlıklar olarak gördüğünden buranın gündönümü ve ekinoks tarihlerini hesaplamadaki yeri çok önemliydi. Ay döngüleri, mevsimler ve tutulmalar taşların dizilişi ile gözlemleniyor ve kutsal ritüellerle kutlanıyordu.

Kaynak: (Görseller hariç) KATHRYN WİLKİNSON / Semboller ve İşaretler / Alfa Yayınları
*Daha fazlası için lütfen kitabı okuyunuz.
