ELEUSİS GİZEMLERİ
“Tanrılar bizde ölür, bizde dirilir.”
Orfeus

ELEUSİS GİZEMLERİ

Tahıl tanrıçası Demeter ve kızı Persephone onuruna her yıl düzenlenen Eleusis Gizemleri, eski Yunanistan’daki tüm ritüel kutlamalarının en kutsalı ve en saygı duyulanıydı. Bu şenlikler, Atina’nın batısında bulunan Eleusis kentinde, iki bin beş yüz yıldan fazla bir geçmişe sahiptiler. Daha eski kadim inisiyatik-ezoterik sistemlerden etkilenilerek, düzenlenip uygulandıkları düşünülmektedir. Yunanistan’ın ve sonraları tüm Roma İmparatorluğunun dört bir yanından gelerek bir araya toplananlar Atina ve Eleusis arasını yürüyerek hacı olurlar ve sonra da Grek dininin en yüce mertebesi kabul edilen Eleusis gizli törenlerine katılırlardı. Eleusis’te, seçilenler kendi yaşamsal koşullarını aşarak daha yüce, neredeyse insanüstü bir varlık durumuna ulaşmak amacıyla inisiyasyona katılırlardı. İnisiyasyon törenleri, bir köken mitosunu, yaratıcı tanrının serüvenlerini, ölümünü ve yeniden canlanmasını yinelemek amacıyla uygulanırlardı. Bu kültlerin kökeni tarihin derinliklerine dayanmaktadır. İ.Ö. 600 yıllarında Pisistratus zamanında, Eleusis Gizemleri Pan-Helenik bir kült durumuna yükselmiştir. Eleusis törenleri, tüm diğer dinsel inançları içinde eriterek ve aynı zamanda kültür, sanat ve demokrasi kavramlarını da etkileyerek, döneminin uygarlığına damgasını vurmuştur.

İnisiyasyonun dilimizdeki karşılığı ikrar’dır. Dışarıdaki yabancının içeri alınması ve bireyde, varlığın bir alt kademesinden bir üst kademesine geçişi, ruhsal olarak gerçekleştirmeye yönelen süreçtir. Yeni bir hayata doğmak üzere öldüğü hissini aşılamaktır. Başlangıçtır, giriştir. İnisiye ise “yola koyulmuş” anlamına gelir. İkrar hali, bir defa kazanılınca artık kaybedilmeyen daimi bir hâldir. Aristoteles, Eleusis Gizemleri’nden söz ederken; “öğrenmek” yerine “duymak” diyordu. İkrar yolu ile kişi kendi kendini kesin şekilde “gerçekleştirmekte”, saklı olanaklarını düşünce ve niyetten fiile çıkarmaktadır. Ruhsal ve maddi içten dışa doğru bir dönüşümdür.

Diogenes şöyle der: “Her inisiyasyon, dünya ve Tanrı ile birleşmeyi amaçlamalıdır. Bu, takip edilmesi güç bir yoldur.”

Antik Yunan sır öğretilerinde inisiyasyonun hedefi, tüm inisiyatik sistemlerde olduğu gibi törene katılanın bir şeyler öğrenmesi değil, değişik bir farkındalık halini deneyimlemekti. Aristo, bu deneyimi şöyle ifade etmiştir; “İnisiye olanların bir şey öğrenmeleri değil, belli bir zihinsel duruma erişmeleri gereklidir”. Diğer bir deyişle inisiyeler, fiziksel bir beden içine hapsedilmiş ölümsüz ruhlar olduklarını deneyimlemelidirler. Diyonisos’un ölümünü paylaşmak yoluyla, sembolik olarak daha alt dünyevi doğalarına inen inisiyeler, ölümden dirilişi paylaşmak yoluyla ruhsal olarak yeniden doğarlar ve kendi ölümsüz tanrısal özlerini deneyimlemiş olurlardı. Öğretiye göre, yaşam ve ölüm, sonsuz bir ödül ya da cezaya sebep olan bir defaya özgü olaylar değil, yinelenen bir döngüsel sürecin parçalarıdır; her ruh bu yeniden doğuşlar sayesinde, Tanrıya geri dönüş yolunu tamamlama şansına sahiptir.

Eleusis gizemleri, inisiyasyon sürecini yeniden doğuş olarak tanımlardı. Eleusis gizemlerinin merkezinde, ölen ve ölümden dirilen bir Tanrı-insan miti vardır. Öğretide çok önem verilen “Arama ve bulma” kavramları Platon felsefesinde de başköşeyi tutmaktadır. Filozof, feylesof veya yolcu; gerçeği arayışına asla ara vermemelidir. Hayatımız kocaman bir kitapta küçük bir sayfadır. Tüm öğretilerde “Oku” ve “Düşün” emirlerinin verildiğini hatırlatmakta fayda vardır. Farkındalık için yeni bakış açılarına ihtiyacımız vardır.

Eleusis gizemlerini ve törenlerini büyük bir kültürel zenginlik olarak gören Cicero şöyle der: “Atina’nın getirip insan yaşamına kattığı birçok mükemmel ve gerçekten kutsal kurum arasında, hiçbiri şu gizem dinleri kadar iyi olmamıştır. Bunlar sayesinde, ilkel ve yabanıl yaşam tarzımızı terk ettik. Gerçek anlamda yaşamın başlangıcını onlardan öğrendik. Sadece mutlu yaşamak için değil, daha iyi bir umutla ölmek için de güç kazandık.”

Kaynak

BERK YÜKSEL / Kendini Bilmek Yolculuğu ve Ezoterik Bakış / Syf: 120 – 122 (Arkadaş Yayınevi – 2. Baskı, Ankara 2011)