BİLGİ MEŞALESİ IŞIĞINDA
HARİKALAR DİYARINA YOLCULUK
Bilgi Meşalesinin Işığında Harikalar Diyarına Yolculuk
“Bilgi, insanın içindeki ışığı yakar ve ona yol gösterir.” Galileo Galilei

Bilmek ihtiyacı her insanın kendi yaşam koşuluna bağlı olarak şekil alan bir olgudur. Bulunduğumuz gezegene, ülkeye, topluma ve içinde bulunduğumuz topluluklara göre bilgi ihtiyaçlarımız değişir. Ancak süregelen yerleşik yaşam tarihinin başlangıcından bu yana insanlık aslında etkisinden çıkmakta çok zorlandığı bir “sürü” içine doğmaktadır ve günümüz psikolojisi bu etkiye “Bando vagonu etkisi” -çoğunluk etkisi”, “sürü etkisi” veya “sürü psikolojisi- demiştir.

Kendimi bildim bileli uslanmaz bir şüpheciyimdir; duyduğum, gördüğüm, deneyimlediğim en ufak bir şey bile daima sorular sormamı, olan şeyin nedenini-nasılını anlama isteğimi istisnasız devreye sokmuştur. Elbette ben her şeyin arka planına bu kadar zaman ayırırken dahil olduğum toplulukların hızına çoğu zaman yetişemedim ve Çağ’ın olmasa da toplumsal hiyerarşinin, statünün gerilerinde kaldım. Kısacası o “Bando Vagonu” kaçmış oldu.

Dahil olduğum topluluklarda, en çok deneyimlediğim olgu “Şüphecilik” den duyulan korku olmuştur. Çünkü şüphe duymak araştırmayı, araştırmak kendi fikrini oluşturmayı, kendi fikrine göre davranış sergilemek ise fikri-savunmayı gerektirdiğinden çok zahmetli bir iştir. Bu hız çağında araştırmaya harcadığınız efor sizin zamanınızdan çalmakta ve diğerlerinin gerisinde kalmanızı sağlamaktadır. “Toplumsal Sapma” bakış açılarına maruz kalmanız da işin cabası… Sokrates, “Bildiğim bir şey var, o da hiçbir şey bilmediğimdir” diyerek bizlere; bilginin daima doğurgan olduğunu, varılacak bir hedef değil bir yolculuk olduğunu, bilginin kendisinin değilse de arayış yolculuğumuzda duyacağımız şüphelerin etkisinin bizi nasıl dönüştürebileceğini anlatmıştır.

Bilgi bir inanma biçimi değildir, bilgi her zaman ikna olunmuş, onaylanmış gerçekleri içermek zorunda değildir. Bazen hiç aklımıza yatmayan şeyleri açıklamak için bile o şeyin bilgisinin sahibi olabiliriz. Dolayısı ile kendimi bir “Bilgi Koleksiyoneri” olarak tanımlayabilirim ve bir kişiyi koleksiyoner yapan; yalnızca imkanları dahilinde bedelini ödeyip satın aldığı eserlerin niceliği değil, o eserler ile ilgili her türlü arka plan bilgisine; entelektüel bir alt yapı, kültürel birikim ve doluluk ile hakim olmasıdır.

Koleksiyonuma ve bitmesini istemediğim amatör bilgi derleme yolculuğuma hoş geldiniz. Arayan herkese ışık tutması dileği ile…

Burcu Özkurt