Ay’ın Dünya’nın doğası ve insanların yaşamı üzerindeki etkisi astronomik olarak da kabul görmüş bir bilgidir. Ay, gezegenimizin bir uydusudur ve onun etrafında döner. Dünyanın dörtte üçü ve insanların %75’i sudan oluşur; Ay’ın güçlü yerçekimi insanlar, tüm canlı organizmalar ve Dünya’nın doğası üzerindeki güçlü gel-git etkisi yaratır. Ay döngüsü, şarabın fermantasyonunu, tarımsal ürünlerin büyümesini, hayvanların üreme dönemlerini, insanlarda yumurtlamayı, yerçekimi etkisini belirler.
Ay’ın kökenine dair en popüler hipotez: 4,5 milyar yıl önce, Dünya ve tek uydusu Ay, aynı anda oluşmuştur. Dünya büyük bir kozmik gövdeyle çarpıştığında, erimiş bir madde parçası kopmuş ve daha sonra Ay’a dönüşmüştür.
Ay, Dünya’ya bir yüzüyle bakar. “Karanlık” yüzü yalnızca uydulardan çekilen fotoğraflarda görünür.
Ay’ın kendisi parlamaz, Güneş’in ışığını yansıtır. Ay, Dünya’dan dört kat daha küçük çaptadır ve gezegenimizden 384.000 km uzaklıktadır. Ay, Güneş’ten 27 milyon kat daha küçüktür. Ve Dünya’ya 384 kat daha yakındır. Tekrar eden sayılar Evren’in orantılılığını gösterir.
- Ay ve Dünya’nın yerçekimi etkileşimi ile, sabit olan Dünya ekseninin eğimi nedeniyle mevsimler değişir; eğer Ay olmasaydı gezegendeki iklim aşırı olurdu.
- Dünya’nın hızlı dönüşü nedeniyle zaman daha hızlı hareket ederdi. Gezegen tayfunlar ve kar fırtınalarıyla kaplanırdı;
- Ay’ın gece Dünya’yı aydınlatması hayvanların ve insanların hayatta kalması üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Aksi takdirde aşılmaz bir karanlık olacaktı;
- Gelgitler olmazdı; bu da birçok bölgenin sular altında kalması, ekosistemlerin ve hayvan türlerinin yok olması anlamına gelirdi.
Antik çağlarda, Ay’ın gökyüzündeki hareketinin incelenmesi astronomi biliminin temelini atmıştır. Astronomik takvimden önce, zaman her yerde güneş-ay ritimleriyle ölçülüyordu.
Tüm önceki medeniyetler (Sümerler, Yunanlılar, Druidler, Mısırlılar, İskitler) Ay’a tapıyorlardı. Güneş gökyüzünde form değiştirmemekteydi, sabitti ve eski insanlar, Ay’ın doğuşuna, kademeli büyümesine, sonra solması ve “ölümüne” baktıklarında; başlangıç, gelişme, varoluşun sonu ve yeniden doğuş gibi yaşam döngüsünü görmüşlerdi. “Kanlı” bir Ay’ın görünümünü kötü bir alamet olarak görüyorlardı. -Bu fenomen, tam bir ay tutulmasının Dünya’nın gölgesine düştüğü zaman meydana gelir; gece ışığı, atmosferde dağılan Dünya ışığıyla aydınlatılarak kırmızıya döner, üç gün boyunca gökyüzünden kaybolur ve sonra belirgin bir hilal tekrar belirir.- Güneş tutulması ise insanları dehşete düşüren anlar yaşatıyordu; Güneş ile Dünya arasından geçen Ay, ışığı engeller ve gezegenin bir kısmını gölgeye düşürür. Eski insanlar Güneş’in tekrar görünmesi için büyülü ritüeller gerçekleştirirlerdi.
Ay, insanlar için gebe kalma ve doğum tanrıçasıdır. Sümer mitlerinde Ay, yaşam ve ölüm döngüsünü kişileştirir. Yunan mitolojisinde Ay (Selena), Güneş’in kız kardeşidir. Altın bir Ay Selena’nın alnında parlar, safran rengi giysileri rüzgarda dalgalanır. Selena’nın kalbi, uykunun büyüsüne kapılmış güzel bir genç adama duyduğu karşılıksız aşkın verdiği üzüntüyle işkence görmektedir.
Ay çeşitli tanrılarla ilişkilendirilmiştir. Bilgeliğin koruyucusu olan Mısır tanrısı Toth, Ana tanrıçalar: Babil Astrata ve Hint Parvati’nin başlarında güç sembolü olarak boynuzlar vardır. Daha sonra, Mısır Tanrıçası İsis, ruhsal gizli bilginin koruyucusu olarak Ay boynuzlarıyla tasvir edilmiştir. Ay boynuzlarıyla tasvir edilen ikonlar ve kaya resimlerindeki tüm tanrılar, gizli ruhsal bilginin sahipleridir.
Ay, kişinin sezgileri ve bilinçaltı, dünya görüşü, dış ve iç yaşam koşullarına verdiği tepkilerle yakından bağlantılıdır. Bireyin uyum sağlama yeteneği, esnekliği, değişkenliği, zihinsel ve duygusal gelişiminden sorumludur. Ay, insan ruhu, alışkanlıkları ve iç dünyasıdır. Ailede yetiştirilme tarzımızla edindiğimiz şeyler bunlardır. Anne, büyükanne, kadın cinsiyetinin temsilcileriyle ilişkiler.
Ev, ülke, gelenekler, bağımlılıklar, korkular ve kalıplarla ilişkiler. Bir kadın için Ay, hamilelik ve annelik, çocuklarla (hem kendi hem de başkalarının) iyi geçinme becerisi, şefkat, koruyuculuk, nezaket, evin ve ailenin hanımı gibi hissetme becerisidir. Kişilerarası ilişkiler bağlamında ise, bir erkek için Ay, evlilikle kendisine bağlı olacak ideal bir kadını yansıtır.
Ay’ın ışığı ısıtmaz, ateş enerjisinden yoksundur. Renkleri; beyaz, sedef, Haftanın günü; Pazartesi, Elementi; su, Metali; gümüş, Taşları; inci, ay taşıdır.
Ay’ın evreleri insanların refahını ve ruh halini etkiler. Ay’ın iki tür etkisi iyi bilinmektedir – gelgit ve ışık. Tüm canlıları ve insanları etkilerler. Ay’ın vücuttaki sıvı ortamını etkileme gücü, evresine bağlıdır. Tüm ürünler gökyüzündeki Ay’ın konumuna göre ekilirdi. Kök bitkiler Küçülen Ay’da ekilir, meyveleri yerden yüksekte olan bitkiler Büyüyen Ay’da ekilir.
Ay’ın evreleri, Ay’ın Güneş ışığı alan kısmının gökyüzündeki görünümünde 29,5 gün boyunca gerçekleşen periyodik bir değişimdir. Her evre yaklaşık bir hafta sürer. Ay’ın evreleri Güneş enerjisinin; ondan aldığı ışık miktarında Dünya’ya iletildiği periyotlarıdır. Ayda iki kez kardinal değişimler meydana gelir. Bunlar yeni ay ve dolunaydır. Evrelerdeki enerjinin özelliklerini bilmek hayatınızı ve olaylarınızı planlamanıza olanak tanır.
Ay, Güneş tarafından aydınlatılmayan karanlık yüzünü gösterir. Bu karanlık günlerde bilinçaltı aktif olarak çalışır, kişi depresiftir, enerji kaynağı azdır. Bitkilerin özsuyu köklere nüfuz eder. İnsan vücudu zayıflar, kronik hastalıklar kötüleşebilir. Tansiyon düşer. İnsanların ruh halleri hızla değişir, karamsarlık ve içsel bir yalnızlık hissi sarar. Bu dönemde erkekler daha sinirli hale gelebilir. Duyguların açığa çıkması çatışmalara ve kavgalara yol açabilir.
Duygusal hassasiyet, tepkisellik ve arkadaş arayışı artar. Enerji büyür, güç birikir. Başarılar ve yeni fikirler için en iyi zamandır. Büyüyen Ay arzularımızı güçlendirebilir. Olumlu bir ruh hali, yeni planlar ve fikirler, önseziler belirir, kehanet dolu rüyalar görülür. Kötü alışkanlıklardan kurtulabiliriz. İştah artışı başlar, yeni bir diyet için iyi bir zaman değil; kasları ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için iyi bir zamandır. Vücut homeopati ve vitaminlere iyi bir yanıt verecektir.
Kişinin özünü fark ettiği, güç ve duyguların açığa açtığı zamandır. Kişi hayatının olanaklarının zirvesindedir. Duygusal zirve evresidir. Uyku bozuklukları görülebilir. Beden, ruh ve zihin arasındaki boşluktan dolayı belirsizlikler yaşanabilir. Duygusal olarak, aktivite, yaratıcı ilham, fiziksel olarak çalışma, karşı cinsi memnun etme, buluşma, iletişim kurma isteği vardır. Enerji çıkışı maksimumdur. Kehanet rüyaları görülür. Kadınlar dolunayın etkisine erkeklerden daha duyarlıdır. Başkalarına zarar vermemek için duyguları dizginlemek önemlidir. Harekete geçme, engelleri aşma zamanıdır. Artan çatışma, dikkatsizlik, ölümcül hatalara neden olabilir.
Vücut, ortaya çıkan sorunları çözmek için kendi içinde güç bulmalıdır. Vücuttaki metabolik süreçler yavaşlar. Dolunayda kesilen saçlar yavaş uzar; operasyonlar sırasında kanamayı durdurmak zordur; onarıcı ve gençleştirici işlemler etki etmez. Bu dönemde eski ve gereksiz her şeyi elden çıkarılabilir, toksik ilişkiler ve bağımlılıklardan özgürleşme çalışmaları yapılabilir, iş değişikliği gerçekleştirilebilir. Meditasyon yapmak, arkadaşlarla görüşmek faydalıdır.
Herhangi bir süreci bitirmek, başlanmış işleri tamamlamak için uygun bir zamandır. Bu, dışsal ve içsel arınma, analiz etme, yeniden yapılanma, affetme, hayatın başarısızlıklarından ve hastalıklarından kurtulma dönemidir. Bu dönemde, kendinizi ve hayatınızı, hayatı engelleyen her şeyden, gereksiz, yabancı, yüzeysel ve ilgi çekici olmayan şeylerden kurtarmanız gerekir. Bir şeyi bozmanız, yeniden düzenlemeniz, değiştirmeniz, kapatmanız ve bırakmanız gerekiyorsa bunu Küçülen Ay’da yapın. Küçülen ay dönemi, gerileme, zayıflama, yok olma dönemidir, bu nedenle edinim ve büyümeyi hedefleyen projelere başlamanız önerilmez.
Bu dönemde, hastalıklı bir dişin veya organın çekilmesi veya tedavisi daha az ağrılı olduğundan, vücut hızla normale döner. Bağırsaklar, karaciğer, böbrekler ve diğer organlarımız, küçülen ay boyunca toksinlerden kurtulmaya çalışır, bu nedenle fiziksel bedeni zararlı mikroorganizmalardan arındırmak ve iltihabı hafifletmeyi amaçlayan fizyolojik prosedürler uygulamak oldukça faydalıdır.
Yeni aydan üç gün önce Karanlık Ay zamanı gelir. Tam bir döngünün tamamlanmasıdır. Bu, derin bir dönüşüm aşamasıdır; gelecekteki olayların formlarının yaratıldığı karanlıktır. Birçok insan güçlerinde bir düşüş hisseder. Bu dönemde ruh aktiftir. Korkular, kötü alışkanlıklar, kalıtsal hastalıkları, arzuları ve karşı konulamayan duyguları kontrol altına alabileceğimiz biçimlerimizi yapılandırabileceğimiz bir dönemdir.
Olumlu bir açıdan bakıldığında, Karanlık Ay zamanı, geleceği bilinçli bir şekilde seçme zamanıdır; arınma ve koruyucu ritüeller için ideal bir zamandır. Karanlık Ay, Dünya’nın enerjileriyle bağlantılıdır; olayların gelişmesine veya tamamlanmasına izin verin. İrade, hayaller ve niyetler, bugünlerde olaylar üzerinde güçlü bir uygulayıcı ve yönlendirici etkiye sahiptir. Bu zamanlar, geçmiş eylemlerinizi değerlendirmek ve yeni yaratıcı fikirler üretmek için kullanılır.
Burcu Özkurt
