SEMBOL SİSTEMLERİ

Bir sembol sistemi kendi içinde birbiriyle ilişkili bir grup simgeden oluşur. Bu tür gruplar alfabe ve rakamlar gibi formal olarak tanımlanmış sistemlerden şekil ve renkler gibi daha az formal olanlara kadar uzanır. Bazı sembol sistemleri binlerce yıl boyunca gelişir ve kültürden kültüre değişiklikler gösterirken diğerleri de nispeten hızla ortaya çıkar ve çok yayılır, hatta evrensel bir hal alır. Anında kitlesel iletişimin, parasal olarak erişilebilir hale gelen uluslararası yolculukların, çok uluslu kuruluşlar ve küresel sporların giderek küçülen modern dünyasında dil engellerini aşan yeni evrensel sembol sistemleri durmaksızın karşımıza çıkmaktadır.

Sembol sistemlerine en saf örnek, her bir karakterin tek başına nispeten anlamsız olduğu alfabedir. Bazı harfler tek başlarına da anlam taşır ama en fazla anlamı diğerleriyle birlikte kullanıldığında olacaktır. Rakamlar daha bağımsızdır ve en basit düzlemlerinde, yani temsil ettikleri sayıların sembolü olarak kullanılabilirler. Fakat çoğu sayının daha kapsamlı bir sembolizmi ilk beş sayıyla matematiksel ilişkilerine bağlıdır. Örneğin yedi bütünlüğü simgeler, çünkü tanrısallığın (üç) ve maddi dünyanın (dört) toplamıdır. Şekil ve renk gibi daha az formal olan sistemlerde sistemi oluşturanlardan her biri tek başına olabilse de böylece ifade gücünün ancak yarısına sahiptir. Sözgelimi siyahın kasvetli, kötü sembolizmi, tam karşıtı saflık ve kutsallıkla özdeşleşmiş beyaz olmaksızın çok daha az güçlüdür.

Şekil ve renk sembolizmi o kadar uzun bir zamanda gelişmiştir ki her kültürün neredeyse genetik programına işlemiştir. Buna karşılık arma ve bayrakların sembolik dili çok daha çabuk oluşmuş, her ikisi de bilinçli olarak yaratılmış ve ayırt edilebilir sistemler olarak kontrol altında tutulmuştur.

Uluslararası işaretler arasından müzikal ve matematik nota, para birimi ve hava durumu simgeleri gibi evrensel sembol sistemleri vardır. İşaretlerin biçim ve renkleri de büyük önem taşır; içeriklerini yasak, uyarı, talimat ya da enformasyon olarak belirtir.

Uluslararası yolculuk yapanlar için aynı şekilde önemli olan diğer bir grupta turistlerin aradıkları eczane ya da Berberi bulmalarını sağlayan mesleki sembollerle gözde spor pabuçlarını, meşrubat ve hamburgerlerini sayelerinde buldukları marka logolarıdır. Ama bütün bu uluslararası iletişimde işaretlerin en önemlisi nedir? Hiç kuşkusuz, tuvaletlerin kapısındaki şu evrensel erkek/ kadın işareti.

RENKLER

Her kültürden insanlar, sıklıkla farkında olmaksızın, renklere duygusal olarak tepki verirler. Örneğin psikologlar “sıcak” renklerin (kırmızı, sarı ve turuncu) uyarırken “soğuk” renklerin (mavi, lacivert, mor) yatıştırıp rahatlattığını saptamıştır. Yorumlar kültürden kültüre değişse de renklerin sembol dili, onu insanın en önemli sembol sistemlerinden biri kılacak şekilde evrenseldir.

-Kırmızı: Sıcak renklerin en sıcağı olan kırmızı en canlandırıcı ama bir yandan da en çok anlamlı renktir. Aşk ve tutkunun olduğu kadar saldırganlık ve savaşın; iyi talih kadar tehlikenin; bereketin ama cehennem ateşinin de rengidir. Devam etmeme uyarısıdır ama öte yandan hem politik (devrimin rengidir) hem de duygusal olarak (“yüzü al basması”) harekete geçiricidir.

Tutkunun ve tehlikenin sembolü kırmızı renk

-Turuncu: Kırmızı ile sarının karışımı olarak turuncu bu renklerin sembolik anlamlarından bazısını paylaşır. Kırmızının tutkusuyla sarının ruhaniliği arasında bir denge noktası olabileceği gibi iki uçtan biri de meyledebilir. Lüks ve görkem kadar dünyevi zevklerden vazgeçiş (bazı Budist keşişlerin cübbesindeki gibi) anlamına da gelebilir. Eski Roma’da gelinler turuncu giyerdi. Kırmızımsı turuncu lal taşı sadakatin simgesidir.

Denge ve ruhanilik sembolü turuncu renk

-Sarı: Sarı altın, parlaklık aydınlanma ve Güneş’le özdeşleşir. Çoğu bahar çiçeği sarı olduğundan taze hayatla da ilişkilendirilir. Birçok ülkede sarı korkaklığı, bazılarında da haseti simgeler. Bir zamanlar hastalık ve karantina sarı bayrakla gösterilirdi.

Güneş ve aydınlanma sembolü sarı renk

-Yeşil: Yeşil ilkbahar, dolayısıyla da gençlik, umut ve sevincin ama aynı zamanda bozulmanın rengidir, çoğunlukla kıskançlığı da simgeler. Müslümanlar için kutsaldır. Kimileri bunu peygamberin giysisinin yeşil olmasına, kimileri de yeşilin yeni yaşamın rengi olmasına bağlar.

Doğa ve umut sembolü yeşil renk

-Mavi: Göğün rengi olarak mavi boşluk, sonsuzluk ve tanrısallığın sembolüdür. En koyu, beyaz dışında en saf renk olan mavi dinginlik, tefekkür ve entelektin de simgesidir. Batı’da konuşma diline girmiş yan anlamları da vardır; depresyon (blues), cinsel açlık (mavi filmler) ve sınıf (mavi yakalı, mavi kanlı/soylu) gibi.

Sonsuzluk ve dinginlik sembolü mavi renk

-Mor ve Eflatun: Önceleri elde edilmesinin masraflı olması nedeniyle mor renkli giysiler zenginlerin ayrıcalığıydı. Bundan ötürü mor İlk Çağ’dan beri çoğu kültürde lüksün, varlık ve gücün sembolü oldu. Kırmızının tutkusuyla mavinin akılcılığı arasında dengede olan mor ılımlılık ve düşünülerek atılmış adımları da simgeler.

Asalet ve güç sembolü mor renk

-Pembe: Batı kültüründe pembe geleneksel olarak dişiliği (pembe kurdele de oradan gelir) ve tenselliği simgeler. Batı’da kız bebekler genellikle pembe giydirilir. Pembe’nin eşcinsel hareketle ilişkisi İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerin eşcinselleri pembe üçgen takmaya zorlamasından kaynaklanır. Pembe “Göğüs Kanseri Bilinçlendirme Kampanyası”nın resmi rengi olmuştur.

Dişilik ve farkındalık sembolü pembe renk

-Siyah ve Gri: Bir renk ya da ışık yokluğu olarak siyah kimi zaman nötr gibi görülse de daha çok kötülüğü (“karanlık” güçleri) ve gizliliği simgeler. Keder, talihsizlik ve ölüm çağrışımlarıyla öte alemi de temsil eder. Gri çoğunlukla kasvet, kimliksizlik ya da belirsizlik ifade etse de siyahla beyaz arasında bir denge olduğundan meditasyonun da rengidir.

Gizem ve ciddiyet sembolü siyah renk

-Beyaz: Çoğu kültürde beyaz saflık, masumiyet ve kutsallık sembolüdür ama Çin, Japon ve Hint geleneklerinde (bir zamanlar Avrupa’da da olduğu gibi) ölüm ve yasla ilişkilidir. Budistler için ışık ve saflık simgesi lotus çiçeğini ve bilgi ya da “aydınlanma”yı çağrıştırır. Amerikan yerlileri için ruhu, Sufizm’de bilgeliği simgeler.

Saflık ve kutsallık sembolü beyaz renk
ŞEKİLLER

Görsel her şeyin yapıtaşı olarak şekiller son derece sembolik olabilir. İlk Çağlar’dan beri, özellikle de yazının bilinmediği zamanlarda başka türlü kolayca temsil edilemeyecek anlam düzlemlerinin anlatımında kullanılmışlardır. Daire, kare ve üçgen gibi en basit şekiller sembolik olarak bütün kültürlerde kullanılmış, başka pek çoğu da tasarlanarak sembolik anlamlarla donatılmıştır.

Daire ve Küre: Aynı düşüncenin temsilleri ile küre sembolizmleri büyük ölçüde ortaktır. Daire yaygın bir Tanrı sembolüdür. Çoğu dinde gök kubbe ve yıldızlarla gezegenlerin hareketiyle bir tutulur. Hindu ve Budistler için doğum, ölüm ve yeniden doğuştur. Budistler için Yasa Çarkını da temsil eder.

-Eş Merkezli Daireler: Yaradılışın düzenlerinin sembolüdür. Avustralya Aborjinleri rüya zamanı öykülerinde eş merkezli daireleri su birikintileri ya da toplanma noktalarını göstermek için kullanır.

Yaradılış düzenini simgeleyen eş merkezli daireler

-Yuvarlak Masa: Arthur efsanesindeki Yuvarlak Masa eşitliği simgeler; şövalyelerden hiçbiri baş köşeye oturmayı talep edemeyecektir. Aynı sembolik anlama 21. Yüzyılın “Yuvarlak Masa” konferanslarında da rastlıyoruz.

Eşitlik sembolü Yuvarlak Masa

-Zen Çemberi: Zen Budistler için eş merkezli daireler içsel kusursuzluğa giden çeşitli adımların ve bir aşamadan diğerine geçen ruhun ahenge kavuşturulmasının sembolüdür.

İçsel ahenk sembolü Zen çemberi

-Yüzük: Yüzükler evlilik sözü gibi bir vaadin bağlayıcılığını simgeler. Geleneksel olarak bir aşk, bazı bazı durumda da güç ve otorite sembolü olarak takılır. Yıkıcı güçlerden korunmayı da temsil edebilir.

Bağlılık ve sonsuzluk sembolü yüzük

-Daire: Başı ve sonunun olmayışıyla daire tamamlanmışlığın, ebediyet ve kusursuzluğun evrensel bir simgesidir. Eril ve dişil ilkeleri temsil eder ve Tanrının, yeryüzünü kuşatan denizler ya da yaşam döngülerinin ifadesi olabilir.

Tamamlanmışlık ve ebediyet sembolü daire

-Küre: Dairenin sembolizmini paylaşan küre genellikle cenneti veya ruhsal evreni temsil eder. Dante Cennet’i Merkezinde Dünya’nın olduğu bir evrenden kaynaklanan eş merkezli bir dizi küre olarak tasvir eder.

Ruhsal evreni temsil eden küre

Sarmal ve Helezonlar: Sarmal helezonla yakından ilişkilidir ve hem biçim hem de sembolik anlam bakımından sıklıkla onunla karıştırılır. Bu şekillerin karmaşık anlamları vardır en önemlisi dünyanın dönüşü, rüzgâr ve su girdapları gibi büyük güçlerle özdeşleştirilmeleridir. Çoğu kültürde sarmal dişi biçimi olarak görülür.

-Helezon: Bu eski bir enerji (helezonlar halinde aktığına inanılırdı) ve yaşam ritmi sembolüdür. Mayalar için kış gündönümü ve yeni bir yıllık döngünün simgesiydi. Polinezyalıların gözünde de ölümsüzlüğü temsil eder.

Enerji ve yaşam ritmi sembolü helezon

-Çifte Helezon: T’ai Chi çemberi benzeri bu sembol de doğum ve ölüm (ya da bir İnisiyasyonun ardından doğum ve “yeniden doğuş”), erkek ve dişi gibi zıtların karşılıklı bağımlılığını temsil eder.

Zıtların dengesini temsil eden çifte helezon

-Üçlü Helezon: “Kelt Triskelesi” (üçlü helezon) bazı Hristiyanların Teslis sembolü olarak aldığı eski bir güneş simgesidir. Kimi Neo-paganlar da Üçlü Tanrıça temsili olarak kullanmaktadır.

Kelt güneşi ve Teslis sembolü üçlü helezon

-T’ai Chi Çemberi: Bu çifte helezon Tao felsefesinin karşılıklı bağımlı olan ve birlikte dengeli bir bütün oluşturan unsurları Yin ile Yang arasındaki ilişkiyi simgeler. Bir yaşam sembolü olarak bu Çember zıtların çözünürlüğünü temsil eder.

Yin ve Yang dengesini simgeleyen Tai Chi çemberi

Üçgen ve Piramitler: Üçgen, başlangıç, orta ve sonu temsil eden üç sayısının sembolik anlamını paylaşır. Eski Mısır’dan Babil’e ve çağdaş Hristiyanlık ve Hindulara pek çok kültürde üçgen tanrıların üçlü kişiliği ile ilişkilidir. Beden, zihin ve ruh, erkek kadın ve çocuk gibi diğer üçlüleri de simgeler.

-Yukarı Bakan Eşkenar Üçgen: Çoğu eski kültürde erkeklik organı ve ateş elementinin sembolü olmuştur. Hititler için sağlığın, Mayalar için Güneş (ve dolayısıyla bereketin), Pueblo sanatında da kutsal dağın temsiliydi.

Ateş ve eril enerjiyi simgeleyen yukarı bakan üçgen

-Aşağı Bakan Eşkenar Üçgen: Çoğu geleneksel kültürde kadını simgeler. Eski Hindistan, Yunan ve Roma’da kadının (üçgen biçiminde olan) kasık kısmı, aynı zamanda da su elementini temsil ederdi.

Su ve dişil enerjiyi simgeleyen aşağı bakan üçgen

-Dik Üçgen: Eşkenar üçgenin tanrısallık ifade ettiği kültürlerde onun yarısı olan dik üçgen insanlığı, bazı hallerde de Dünya’yı temsil eder.

İnsanlığı ve dünyayı temsil eden dik üçgen

-Taban Tabana Üçgenler: Bazı kültürlerde taban tabana yerleştirilen üçgenler büyüyen ve küçülen Ay’ın sembolüdür.

Ay'ın evrelerini simgeleyen taban tabana üçgenler

-Uç Uca Üçgenler: Uç uca yerleştirilen üçgenler erkek ve dişiyi ve yeryüzü ile gökyüzünün birbirine değişini temsil eder. Hindistan’da Şiva’nın kum saati biçimli davulu, yaradılış dansını başlatan “Damaru”nun sembolüdür.

Yeryüzü ve gökyüzü birleşimini simgeleyen uç uca üçgenler

-Piramit: Piramidin kare temeli Dünya’yı, tepe noktası da Cenneti simgeler. Mısır firavunlarının mezar odaları olmalarının yanı sıra piramitler diğer birkaç eski kültürünün dinsel yerlerinde görülür.

Dünya ve cennet bağlantısını simgeleyen piramit

-Üçgenler ve Simya: Simyada dört element eşkenar üçgenlerle temsil edilir. Yukarı bakan üçgen ateş; içinde yatay bir çizgi ile yukarı bakan hava (çünkü ateş havada yükselir); aşağı bakan su; aşağı bakan ve çizgilisi de toprağı (su toprağa süzülür) simgeler. Dördü Heksagramda bir araya getirilir ve çok güçlü bir simya simgesidir.

Simyada elementleri temsil eden üçgen sembolleri

Kare ve Küpler: Dairenin küre ile ilişkisinde olduğu gibi kare ile küp de aynı fikrin iki ve üç boyutlu ifadeleri olarak büyük ölçüde aynı sembolik anlamları paylaşırlar. Dairenin hareket, üçgenin dinamizm çağrıştırmasına karşılık kare ve küp ara verme ya da kesintinin sembolüdür. Bu da her zaman olumsuz bir özellik değildir, istikrar ve kalıcı kusursuzluk anlamına gelebilir.

-Kare: Çoğu kültürün kozmolojisinde kare Dünya ve dört yönü temsil eder. İslam düşüncesinde dört, etkiye açık insan yüreğidir; ilahi, meleksi, insani ve şeytani.

Dünya ve dört yönü temsil eden kare

-Küp: Maddi evrenin sembolüdür, bilgelik, gerçek ve ahlaki sağlamlığı temsil eder. Küp biçimindeki Kabe İslam’ın sembolü olarak Müslümanların birliği ve Allah’ın tekliği simgesidir.

Maddi evren ve sağlamlık sembolü küp

-Gizli Haç: Küp aynı zamanda kapalı bir Hristiyan sembolüdür. Açılımı Latin haçı ya da Çarmıh biçimini verir. Altı eşit kareden oluşan haç, çoğu Hristiyan kilisesinin zemin planını oluşturur.

Küpün açılımıyla oluşan gizli haç sembolü
SAYILAR

Eski kültürler rastlantıya inanmaz, bundan dolayı nesneler ya da olayların belirli bir sayısı büyük önem taşırdı. Böylece sayma yolu olarak ortaya çıkan sayılar güçlü bir sembolizm edindi. Niceliklerin ifade edilmesinin yanı sıra kendilerine özgü nitelikler kazandı, hatta kozmik güçlerle donandılar. Bu güçlerin incelenmesine Platon’un “bilginin en üst düzeyi” dediği Numeroloji adı verilir.

Sıfır sayısı sembolü

“0” Arapça “Sifr”den gelen sıfır “boş” demektir. Nispeten yakın tarihli bir buluştur. Binlerce yıl boyunca matematikçiler belirli bir basamakta sayı olmadığında boşluk bırakırlardı. Derken 876 civarı Hindistan’da ”0” sembolü boşluğu ifade etmede kullanılmaya başladı. Sayı sıfatı tartışmalıydı, çünkü toplama ya da çıkarmalar da sonucu değiştirmiyordu ama bir sayının ardından geldiğinde onu 10’a katlıyordu. Sıfır kendi başına gücü olmayan kişiyi simgeler. Maya kültüründe, negatif ve pozitif sayılar arasındaki konumunu anımsatırcasına, mısır tanrısının kurban edilişi ile yeniden doğuşu arasında geçen anı simgelerdi.

Bir sayısı sembolü

“1” Bir “İlk Neden”i başlangıç ya da yaratılışı simgeler. Tek tanrılı dinlerde Yaratıcı Tanrıyı temsil eder. İslam literatüründe en açık biçimini alır ve kesin bir şekilde Allah Bir anlamını taşır. Türümüze özgü benzersiz ayakta duruşla insanlığın da simgesidir. Tek boynuzlu atın boynuzu bir güç ve arılık sembolüdür; mitolojik bir Yunan devi olan Kiklop’un tek gözü akıl dışının akıl üzerindeki gücünü simgeler. Çağdaş batı kültüründe “bir numara” olmak en iyi olmaktır.

İki sayısı sembolü

“2” Pythagoras’a göre iki çeşitliliği temsil eder ve düzensizlik ile kötülük potansiyeli taşır. Bu nedenle ikinci ayın ikinci günü kötü sayılır ve ölüler alemi tanrısı Plüto’ya ithaf edilir. Ama iki Yin ve Yang’ın bir olmuş zıtlıkların tamlığını simgelediği Taoizm gibi felsefelerde düzen ve dengenin de sembolüdür. İyi şeylerin çifter çifter geldiği düşüncesiyle Çin kültüründe uğurlu bir sayıdır.

Üç sayısı sembolü

“3” Çoğu dinde üç kutsal sayıdır. Eski Mısırlıların güçlü bir tanrılar üçlüsü vardı (İsis, Osiris ve Horus). Eski Yunanlılarla Romalılarında öyle (Jüpiter/Zeus, Neptün/Poseidon, Plüton/Hades). Jüpiter’in alameti üç çatallı Yıldırım, Neptün’ünki üç dişli Çatal (Trident), Plüton’unki de üç başlı Köpekti. Hindular “Trimurti” (“üç biçim”) adlı bir üçlüye tapar; Yaratıcı Brahma, Koruyucu Vişnu ve Yıkıcı Şiva. Hristiyanlar Baba, Oğul ve Kutsal Ruh teslisine inanır. İslam’da üç, ruhu simgeler. Pythagoras için üç; birlik (bir) ile çeşitliliğin (iki) toplamı olarak kusursuz ahengin sembolüdür.

Dört sayısı sembolü

“4” Bütünlük ve evrensellik sembolü dört çoğunlukla kare ve haçla temsil edilir (4 rakamı değişime uğramış haçtır). Kare gibi dört de istikrarı simgeler. Pythagoras’a göre iki kare sayı olmasından ötürü kusursuzluk sembolüdür. ”Ölüm” sözcüğü ile eşsesli (homonim) olduğundan Japonya ve Çin’in bazı yerlerinde tabudur. Amerika Yerlileri organizasyonu temsil eder; uzay dört bölgeye, zaman dört birime (gündüz, gece, ay ve yıl), insan ömrü de dört çağa (çocukluk, gençlik, olgunluk, yaşlılık) bölünür.

Beş sayısı sembolü

“5” Beş, başı ve bacakları, kollarıyla beş köşeli yıldız Pentagramla temsil edilen insanın simgesidir. Mayalar için kutsal bir sayıydı; tohumu atıldıktan beş gün sonra çıkan Mısır’la Mısır Tanrısını, Azteklere göre de tamlık ve bilincin uyanışını simgelerdi. Beş şartın, namaz vakitlerinin ve diğer dini veçhelerin sayısı olduğundan İslam’da da büyük önem taşır.

Altı sayısı sembolü

“6” Altı köşeli yıldız Heksagram gibi uyum ve kusursuz denge sembolüdür. Çin’de cenneti simgeler. Hristiyanlar için tanrının dünyayı altı günde yaratmış olmasından ötürü tamlığı temsil eder. Mayalar için altı ölüm anlamına gelen uğursuz bir sayıydı. Çağdaş batı kültüründe altı, zar üzerindeki en yüksek sayı olarak şans sembolüdür.

Yedi sayısı sembolü

“7” Tanrısallık (üç) ile maddi dünyanın (dört) birleşmesi olduğundan yedi çoğu kültürde tamlığı simgeler. Hindu, Müslüman ve Yahudi-Hristiyan kutsal metinlerinde altılı bir gruba yedinci bir nitelik tamamlanmışlık ve kusursuzluk getirir; bu sayı bütün bu kültürlerde uğurludur. Yedi kolu yaratılışın günleriyle gökcisimlerini temsil eden kutsal şamdan Menora Yahudiliğin sembollerinden biridir. Eski Mısır’da yedi ebedi hayatı, Amerikan yerlileri içinse Hayatın Rüyasını simgeler.

Sekiz sayısı sembolü

“8” Doğu düşüncesinde sekiz uğurlu sayıdır. Budistler için “darma çakra” ya da “yasa çarkı”nın sekiz kolu aydınlanmaya giden sekiz aşamalı yolu simgeler. Çin’de “başarı” ile aynı sesi verdiğinden ve klasik “I Ching” kehanetindeki Yol’un sekiz yönü denilen 8 trigram ile sekiz ölümsüz Çin Tanrısını çağrıştırdığından uğurlu sayılır. Sekiz Japon Şinto’da da tekrarlayan bir sayıdır.

Dokuz sayısı sembolü

“9” Üç tane üçün toplamı olan dokuz, ebediyet, tamlık ve gerçekleştirme simgesi üçün gücünü katlar. Kulağa “uzun ömürlü” sözcüğü gibi geldiği Çin’de uğurlu sayılırken “acı” ile ses benzerliğinin olduğu Japonya’da uğursuzdur. Aztekler gece tanrılarını simgeleyen bu sayıyı uğursuz bulurken Mayalar uğurlu bilmiştir. Birçok kültürde dokuz köşeli yıldız dokuz Tanrı’nın, Yahudilikte ise zeka ve hakikatin sembolüdür.

On sayısı sembolü

“10” İnsanın el parmaklarının sayısı olan on çoğu sayı sisteminin temelidir ve sıfırdan dokuza kadarki sayıların ardından birliğin dönüşünü simgeler. Bu nedenle (ve ilk dört sayının toplamı olduğundan) Pythagoras 10’un evrensel yaratılışı simgeleyen kutsal bir sayı olduğunu düşünmüştür. Çin’de beşin (tamlığın temsili) katı olarak, “ikilik” sembolüdür.

On bir sayısı sembolü

“11” Amerikan yerlilerinin “dünya sayımında” 11 yıldızları ve onlara yolculuk mecazı dolayısıyla da değişmiş bilinç hallerini temsil eder. Çoğu Afrika geleneğinde 11 kutsal sayılır ve spermin yumurtaya 11 günde ulaştığına inanıldığından doğurganlığı simgeler. Başka kültürlerde tamlık sembolü 10’u çoğalttığından aşırılık ve dengesizlik sembolüdür. Bu nedenle Aziz Augustin “11 sayısı günah alametidir” demiştir.

On iki sayısı sembolü

“12” Tanrısallık (üç) ile Dünyanın (dört) çarpımı olan 12 hem ruhsal hem de dünyevi düzeni simgeler. Amerika yerlilerinin “dünya sayımında” 12, on iki gezegenle on iki rüzgarı temsil eder. 12 İncil açısından da önemlidir; İsrail kabilelerinin, İsa’nın havarilerinin, Yaşam Ağacı’nın meyveleriyle Kudüs’ün kapılarının sayılarıdır.

On üç sayısı sembolü

“13” Çoğu kültürde uğursuz sayılır. İsa’nın Son Akşam Yemeğindeki biri ona ihanet eden 13 kişiyle bağlantılıdır. Yahudi erkek çocukları için 13, “Bar Mitzvah” ya da “emirlerin geçerli olduğu kişi” haline geldikleri sorumluluk çağının sembolüdür.

On dokuz sayısı sembolü

“19” Varlığımızı, evrenin oluşumunu ve yaratılışın döngüsünü temsil eden Yaşam çiçeği ile gösterilir. Liderlik, manevi aydınlanma, bütüne hizmet, başlangıç ve bitişleri anlatır. Numerolojide 1+9=10, 1+0=1. Yaradan tektir. 19 rakamı İnisiye ve İnisiyasyonu temsil eder.

Yirmi sayısı sembolü

“20” Gelişmiş dünyada 20’ye 20, göz testini 20 fitten okuyabilen kişinin ifadesi olması dolayısıyla kusursuz görüş anlamına gelir. Çoğu Orta ve Güney Amerika kültüründe 20, el ve ayak parmaklarının toplamı bir birim oluşturan insan sembolüdür.

Yirmi bir sayısı sembolü

“21” Öteden beri bir kusursuzluk simgesi (yedi kere üç) olan 21 Batı’da sorumluluk ve yetişkinliğin de sembolüdür; sembolik “kapının anahtarı”, rüştünü ispat bu yaşla gelir. Çoğu ülkede insanlar 21 yaşından önce oy kullanma hakkına sahip değildir (yaş sınırı genelde 18’e çekilmiş olmakla birlikte).

Yirmi iki sayısı sembolü

“22” Kabalistik gelenekte, İbrani alfabesinin 22 harfi, 7 kollu Tapınak şamdanındaki 22 badem çiçeğiyle sembolize edilir. 10 “Sefirot”un gizemli bir şekilde bağlantılı olduğu 22 yol vardır. Tarot’un 22 kartı ve “Arkana”ları, yani gizemleri spekülasyonların artmasına yol açmıştır; kartlardaki 22 resmin, belirli temel insan durumlarını gösterdiği kabul edilir. Hristiyan yorumcular da 22’yi incelemişlerdir ve Augustine’in “Tanrı Devleti”nin 22 bölümü, 2×5=10 çürütmeye, Yasa’nın olumsuz ilkelerine ve Teslis ile 4 İncil aracılığıyla belirtilen ve 12 havarinin yaydığı 3×4 olumlu öğretiye işaret eder. Başka bir Hristiyan bilgin Talesli Sabas bu sayının Tanrı’nın yaradılıştaki işlerinin sayısını, Eski Ahit’in kitaplarını ve İsa’nın erdemlerini temsil ettiğini bulmuştur. Zerdüştçülüğün kutsal kitabı “Avesta” da 22 dua içermektedir.

22 Sayısı için Kaynak: ANNEMARIE SCHIMMEL / Sayıların Gizemi / Syf: 223

Otuz üç sayısı sembolü

“33” Otuz üç başka bir tam ve mükemmel sayıdır. İsa yeryüzünde 33 yıl yaşadığı Davud’un hükümdarlığı 33 yıl sürdüğü için Hristiyan gelenekte özel bir önemi vardır. Gizemli 33’ün en göze çarpan kullanımı 3×33 bölümden oluşan Dante’nin “İlahi Komedya”sındadır. 33’le sembolize edilen İsa’nın yaşamı mutlak mükemmelliği bir sayı kısalığına dönüştürerek Tanrı’ya işaret eder (yani Bir’e ve Hristiyan geleneğinde de üçlü bire). Bu arada İslam’da Allah’ın En Güzel 99 Adı bilinmektedir, bunlar genellikle 33 boncukla yapılan tespihin yardımıyla ezbere söylenir. Hint mitolojisinde mükemmel bir grup olarak 11×3=33 tanrı vardır ve 33’ün katları tanrısal varlıklarla bağlantılı olarak bulunur. Kelt geleneğinde, belki de Hristiyanlara göre kutsal olan 33’ün tersine çevrilmesiyle, kara büyüyle bağlantılıdır. Masonluğun 33 basamağı vardır ve ABD’deki kadınlar locasındaki de dahil olmak üzere farklı ayin sistemleri bulunmaktadır.

33 Sayısı için Kaynak: ANNEMARIE SCHIMMEL / Sayıların Gizemi / Syf: 232-233

Kırk sayısı sembolü

“40” Kutsal metinlerde sıkça tekrarlayan 40 bekleme ve cezalandırmayı simgeler. 40 gün 40 gece boyunca Musa Sina Dağı’nda kalmış, Eliyahu kuzgunlarca beslenmiş. Tufan Yağmurları yağmış ve İsa çekildiği inzivada oruç tutmuştur. “Karantina” sözcüğü de bu süreden gelir.

Elli sayısı sembolü

“50” Çağdaş bir deyimde 50 hakkaniyet ya da eşitlik (50-50) ya da çift anlamlılık (50-50 karar) ifade eder. ABD’de 50; 50. Eyalet olan Hawaii’nin sembolüdür. Evlilik gibi olayların 50. Yıldönümü “altın” olarak kutlanır.

Altmış sayısı sembolü

“60” Eski Babilliler matematik ve astronomik hesaplamalarında 60’ı temel alıyorlardı. Bu sistem günümüzde açı ve zaman bölümlerinde kullanılmaya devam etmektedir: Dairenin 360 derecesi, saatin 60 dakikası ve dakikanın 60 saniyesi.

Yetmiş sayısı sembolü

“70” Yedi ile 10’un çarpımı olan 70 bir ölçüye kadar kusursuzluğu simgeler; 10 tane yedinin toplamı olmasından ötürü çifte kusursuzluktur. İncil’de 70 tamamlanmışlıktır; örneğin altmış yıl artı on, tam bir insan ömrü dengesidir.

Yetmiş iki sayısı sembolü

“72” 72, 70’ten daha önemli bir sayıdır. Dairenin çevresinin beşte biri olarak kutsal 5’le bağlantılıdır ve 5, 6, 12, hatta 8’le bağlantılarından dolayı 72 kadim zamanlarda çok popüler bir sayı olmuştur. Antikitede de güneşin orta noktasının burçlar kuşağının her 72 yılıyla 1° ilerlediği bilinirdi. Orta Çağ Kabalistleri Yehova’nın adının 72 harften oluştuğunu ya da onun 72 adı olduğunu düşünürlerdi. “Şem Hamphoraş” (telaffuz edilemez ad), “Tanrı’nın 72 gizemli adının hepsinin sayısal Toplamıyla düğümlenmişti.” 72 ilahi ad, İsrailoğulları’na eziyet eden Mısırlıların yok edilmesini betimleyen üç dizeden her birinin 72 harften oluştuğu Çıkış 14:19-21’den türetilmiştir. İslami gelenekte, Kerbela Savaşı’nda 72 kişinin şehit edildiği iddia edilir ve Yezitlerin dinsel geleneğinde Âdem’in 72 çocuğu (36 ikiz!) olduğuna inanılır. 72’nin (ya da bir fazlası 73’ün) en bilinen kullanımı İslami gelenekte, içlerinden birisinin “kurtarılmış topluluk” olduğu 72 ya da 73 mezhebin olmasıdır. Müslüman efsaneler, Davut’un, kutsanmış gırtlağından gelen 72 farklı sesle kuşları büyülediğini söyler. Kelt-Germen geleneği de 72’den söz eder: Kutsal Kase tapınağının 72 şapeli vardır (Persepolis’teki büyük kabul salonunun 72 sütunlu olması gibi).

72 Sayısı için Kaynak: ANNEMARIE SCHIMMEL / Sayıların Gizemi / Syf: 253 – 256

Doksan dokuz sayısı sembolü

“99” 99 genellikle mutlak birlikle karşıt olarak ya da henüz mükemmelliğe erişmemiş bir şey olarak algılanır. Hristiyan geleneğinde 99, Tanrı’nın birliğine işaret eden melekler düzenini ifade eder. Aynı fikir Tanrı’nın En Güzel 99 Adı altında İslam’da da ortaya çıkar, bu adların hepsi de her şeyi kuşatan en büyük Ad’a içkin olarak var olan kapsamlı birliğe işaret eder.

99 Sayısı için Kaynak: ANNEMARIE SCHIMMEL / Sayıların Gizemi / Syf: 257 – 259

KAYNAKLAR: (Görseller hariç) KATHRYN WİLKİNSON / Semboller ve İşaretler / Alfa Yayınları
*Daha fazlası için lütfen kitabı okuyunuz.