SEMBOLİZMA
“Ol mahiler ki, derya içredirler de, deryayı bilmezler!”
HAYALİ

Sembol görülmeyenin görünür şekilde yansımasıdır. Sembolizm, evrensel bilgi ve hakikatlerin basit ve sade öğelere indirgenerek ifade edilmesidir. Semboller, her seviyeye, her mizacı bir düşünme hakkı tanımaktadır. Sembolizm sayesinde düşünme özgürlüğü sağlanabilmekte ve bu suretle de bütün düşünce ve inançlara bir arada yaşama imkanı sağlanmaktadır.

Sembol, kimi sözlüklerde, “daha soyut bir şeyi anlatmaya yarayan daha somut şey” olarak tanımlanır. Bir sembol, anlatmak istediği şeyi en kesin, en belirli, en sade, en doğal şekilde ifade eden işarettir. Sembol sözcüğünün kökeni, eski Mısır dilindeki “Symbolon” sözcüğünün Grekçeye geçmiş hali olan “symballein” fiilidir, “birlikte tartışmak, birleştirmek, bir arada toparlayıp bağlamak” anlamlarına gelir. Sembolizm, kristalize bir bilgi sunmamaktadır; kişisel bir kendi kendini yaratma aletidir. Sembollerdeki anlamı düşünürken, bize düşen zamana göre kurgulanmış mesajlarda öze ulaşmaktır.

Hermès, bir olan şeyin gizemini bulmak için, “Tek mucizesini gerçekleştirmek için aşağıdaki olan yukarıdakine eşittir ve yukarıda olan aşağıda olana eşittir.” Derken iyi ve kötünün aslında aynı olgunun sıcak ve soğuktaki dereceleri olması gibi mikro makro kozmos’un birliği gibi, içimize seyahati ve kendini bilip bulmak gibi zıtlıkların bir bütün olduğunu belirtmektedir.

Semboller aracılığıyla yapılan öğretim ve bunlara yüklenen anlamların, kişilerin düşünsel derinlikleri ile orantılı olarak, onların şuur altlarında oluşması beklenir. Burada sözü edilen şuurun, binlerce yıldır nesillerden nesillere aktarılarak neredeyse ölümsüzlük kazanmış olan, ‘Kolektif İnsanlık Şuuru’ olduğunu fark ettiğimiz zaman insanın evrimsel yürüyüşünde olduğu gibi ‘bir varış değil de tümüyle bir gidiş, bir yol olduğunun’ ayrımına varabiliriz. Gelişim ve bunun doğal sonucu olarak da değişim sonsuza dek devam edecek yadsınamaz bir gerçektir.

Sembollerle eğitim bireyin bakış açısını değiştirir. Hermès’in de vurguladığı gibi, iç ile dış, küçük ile büyük birbirinin aynı olduğuna göre, doğanın gizlerini çözerek saltık gerçeği öğrenmeden evvel, kendi küçük evrenimize dönüp, öz varlığımızın gizlerini öğrenme gereksinimini duyuyoruz.

Sembolizmde bilinmeyene ulaşmak, daha güvenli ve hızlı yol alabilmek için önce bilinenden yola çıkılır. Simyacıların en büyük sırrı, madenlerin altına dönüştürülmesi ile ilgilidir. Geçmekte olduğumuz dünya sahnesindeki görevimizin, kötü, yani adi metalleri (kusurlarımızı) saf altına (üstün nüteliklere) dönüştürmek olduğu anlaşılmalıdır. Sembollerin amacı, bilinçaltını etkilemektir. Sembollerin etkisi daha kalıcı olur ve hiçbir surette akıldan ve gönülden silinmez. Sembolizmin anlaşılabilmesi için hem akıl hem de gönül ile bakılması gerekmektedir. Sembollerle öğrenimimin nedeni de, herkesin bu semboller de ifade edilenleri, yaşam ve eğitim düzeyi ile inanç tarzına göre yorumlamasıdır, başka bir değişle her birey burada kendi kaşığı, kepçesi veya kazana kadar alır ve istifade eder. Mevlana’nın dediği gibi, “Herkes kendi penceresinin (kabının) büyüklüğünce alacaktır.” Birey, varlık olmakla kalmayıp, özünü keşfetmek için çalışmalıdır. Semboller vasıtasıyla özgürleşmiş, Özgün insanlar eyleme geçtiğinde kendinin farkına varır, kendini bilir. Semboller, duygularla algılayan bir nesneyi belirten somut nesne veya işaretlerdir, semboller düşünmeyi doğurur. Semboller doğrudan insan ruhuna hitap eder. Dileyelim ki, her birey olmayı başarabilen insan kendini yaratsın, özünü elde etsin. Şekille, kap ile zaman kaybetmesin.

Semboller, kimseye nasıl düşünmesi gerektiğini dayatmaz; sadece kendince anlatır ve örnekler, kişi alabildiği kadarını alır. Başkaları tarafından pencerenin genişletilmeye çalışılması veya penceresi genişmiş gibi gösterilmesi nafiledir. Sembollerin gizemini, içeriklerini anlamak, bunlardan kendi adımıza bir anlam çıkarabilmek ve anladıklarımıza göre davranışlarımızı düzenlemek, bizlere bırakılmıştır. Aslında ezoterik felsefenin derinlerine indiğimizde varoluş da görülen her şeyin bir sembolden ibaret görüldüğünü anlarız. Yeryüzü dahi bir semboldür.

Ezoterik felsefe der ki; “Siz içte bilirseniz, dışta olanın paralelliklerini de bulursunuz.” Çünkü dış da yatan sonuçtur, sebep değildir; hakiki sebepler içtedir.

“Aşağıda ne varsa varsa yukarıdaki gibidir.”

“İçerideki ve dışarıdaki birdir.”

“Semboller zekayı esaretten kurtarır.”
Kaynak

BERK YÜKSEL / Kendini Bilmek Yolculuğu ve Ezoterik Bakış / Syf: 41-43 (Arkadaş Yayınevi – 2. Baskı, Ankara 2011)