Venüs gezegeni sevginin, her şeyin itici gücüdür. Özgürlüğün yüceltilmesidir. Sevgi yolundaki sınırları ve gelenekleri ortadan kaldırır, insanların sonsuzluğa ulaşmasını sağlayan uyarıcıdır. Gökyüzündeki en parlak nesnelerden biri olan Venüs, insan kültürünün önemli bir unsurudur.
Venüs ve Dünya, boyutları ve kütleleri bakımından kardeş gibidir, her iki gezegen de 4,5 milyar yıl önce aynı protoplaneter materyalden oluşmuştur. 480 derecelik yüksek sıcaklık, atmosferindeki baskın karbondioksit içeriği ve Venüs’ü gizleyen opak bulut tabakası nedeniyle üzerinde yaşam yoktur. Venüs’te mevsim ve su değişimi yoktur, yüzeyinde sürekli olarak volkanik patlamalar meydana gelir ve kuvvetli rüzgarlar 360 km/s hızla eser.
1960’lara kadar Venüs’te yaşam olduğuna inanılıyordu. Son zamanlarda, 50-60 km yükseklikteki bulut katmanında, İngiliz bilim insanları bakteriyel yaşamın sonucu olan fosfin ve glisin keşfettiler. Suyun yaşam için gerekli olduğunu düşünmeye alışkınız. Silisyum bazlı olanlar gibi, Dünya’da var olamayacak başka yaşam türleri mümkün olabilir.
Bilim insanları, muhtemelen Venüs’ün geçmişinde ortaya çıkan Dünya’daki küresel ısınmaya benzeyen sorunlarıyla ilgileniyorlar çünkü uzayın gelişimi üzerine bilimsel araştırma yapmak için Dünya’ya en yakın gezegendir.
Dünya, iki cinsiyet gezegeni olan Mars ve Venüs’ün ortasında yer alır. Venüs yıldızı, döllenme, gebelik ve doğumun sembolüdür. Erkek, dişi ilkesinin bağlantısı ve canlılıkla (yaşam enerjisi) bütünleşmedir.
Venüs, antik medeniyetler tarafından çok değerliydi. Mayalar ona Noh Ek – “Büyük Yıldız” veya Shush Ek – “Eşek Arısı Yıldızı” adını verdiler. Mısır kroniklerinde Venüs’ün ilahi adı “İsis Yıldızı”dır. İki şahin başıyla tasvir edilmiştir. Antik Mezopotamya’daki Sümerler için Venüs, tanrıça İnanna’nın, Akadlar içinse İştar’ın cisimleşmiş haliydi. Antik Pers’te tanrıça Anahita ile ilişkilendirilmişti. Hindular ona Shukra derler. Sabah yıldızı; erkek olarak savaşçı, Akşam yıldızı; kadın olarak aşkı temsil eder. İslam Dünyasında Leyli yani Leyla olarak, Anadolu’da ise Çolpan, Çoban Yıldızı, Akşam, Sabah (Seher), Tan Yıldızı ya da Zühre olarak karşımıza çıkar.
Venüs, Ay’dan sonra gece gökyüzündeki en parlak ışıktır. Ve eğer nereye bakacağınızı biliyorsanız gündüzleri de görülebilir. Venüs, doğu yarımkürede gün batımından sonra veya gün doğumundan önce en iyi şekilde görülür.
Venüs en eski ve yaygın tanrılardan biridir. Kültü Jüpiter kültünden daha önce kurulmuştur. Yaşam fikrini temsil ediyordu. Homeros, Venüs kültünün Fenikeliler ve Kıbrıs sakinleri tarafından Asya’dan Yunanistan’a getirildiğine inanır.
Romalılar Venüs’ü kendi ataları olarak kabul ediyorlardı çünkü Julius Sezar, Venüs’ün oğlu Aeneas’ı kendi atası ilan etmişti.
Venüs’le ilgili mitler Romalılar tarafından Yunan edebi mitolojisindeki Afrodit’ten ödünç alınmıştır.
Mitler, Venüs’ün (Afrodit); Satürn’ün (Kronos) babası Uranüs’ü hadım etmesinden sonra denizin köpüğünden doğduğunu söyler. Açık bir kabuk içinde, ilk önce Ege Denizi’ndeki Cythera adasını ziyaret etti. Orada, Venüs’ün en eski yapılarından biri olan Cytheria Tapınağı inşa edildi. Daha sonra, kültünün ana ibadet yeri olan Kıbrıs kıyılarına çıktı. Deniz tanrıçası Anadyomene, yelkencilikte yardımcı; denizlerde dolaşan bir gezgin olarak tapınıldı.
Venüs’ün iki ilahi ortağı vardı; kocası Vulcan (Hephaestus) ve Mars (Ares). Kocası Vulcan ile çocuksuz bir evliliği vardı. Tanrılar arasında en yetenekli demirciydi, çalışkandı, her zaman meşguldü, çirkin ve topaldı. Aşk tanrıçası, savaş tanrısı, intikamcı Mars’ın erkeksi güzelliğine daha çok ilgi duyuyordu. Helios, karısının Mars (Ares) ile ilişkisini Vulcan’a gösterdi. Vulcan (Hephaestus) yatağın etrafına görünmez bir bronz iplikle bir ağ ördü ve Venüs’ü genç Mars (Ares) ile yakaladı.
Venüs’ün (Afrodit) sadece 7 sevgilisi vardı ve bunlardan 12 çocuk doğurdu. Mars’tan (Ares) Phobos (Korku) ve Deimos’u (Dehşet) doğurdu. Aşk deneyimlerinin tanrısı Eros’tan kızı Harmonia. Eros, En Yüce’ye olan arzuyu kişileştiren orijinal tanrılardan biridir.
Hermes (Merkür) ile bir gece geçirdikten sonra Afrodit hem erkek hem de dişi doğaya sahip biseksüel bir yaratık olan Hermafrodit’i doğurdu.
Afrodit, Dionysos (Liber) ile Priapus’u doğurdu. Bereket tanrısı, arıların, bağların ve bahçelerin koruyucusu olarak saygı görüyordu.
Yunan mitolojisi, ruhsal, kusursuz bir tanrıça olan Afrodit (Urania) ile evrensel, dünyevi şehvetli aşkın tanrıçası, şehvetli tutkunun koruyucusu olan Venüs (Pandemos) arasında bir ayrım yapmıştır.
Venüs’ün grafik sembolü Afrodit’in elindeki bir aynaya benzer. Bu işaret modern kültürde dişi cinsiyeti belirtmek için kullanılır.
Venüs: güzellik, tutku, cinsel zevkler, dans, şiir, müzik gibi yüce duyguları ve aynı zamanda zenginlik, parayı artırma ve akıllıca harcama yeteneğini yönetir.
Uyumlu Venüs, kişide duyguların inceliğini, çekiciliği, hassasiyeti, içsel asaleti, maddi alanın süslenmesini, yaratıcılığı ortaya çıkarır.
Uyumsuz Venüs, kolay bir yaşam tarzına, cinsel sapmalara, kaprisliliğe, her şeyi deneme arzusuna, tembelliğe, kıskançlığa, pervasızlığa işaret eder.
Venüs’ün gök küresi boyunca hareketi bir çiçeğe benzeyen diyagram oluşturur. Fibonacci sayıları ve Altın Oran (1.618) ile ilişkilidir. Leonardo da Vinci’nin Vitruvius Adamı çiziminde bu oran doğru şekilde gösterilmiştir.
- Gün; Cuma,
- Taş; zümrüt, malakit,
- Renk; yeşil,
- Tütsü: Gül, Hanımeli, Elma Çiçeği – Tatlı Aromalar
- Mekan: bahçeler, güzellik salonları.
Venüs, bir insanın içsel desteğidir. Bu, onun sevdiği, kalbinde sakladığı ve seçimlerini yaparken güvendiği şeydir.
- Para ve haz arasında denge kurmak,
- Dürtüsel davranmamak,
- Güzellik anlayışını geliştirmek,
- Bedene özen göstermek,
- Yalnızlıktan kaçınmak,
- Hayatın tadını acele etmeden çıkarmak,
- Kendini olduğu gibi sevmek.
Burcu Özkurt
